SESSİZ, ISSIZ, MAHZUN VE BURUK BİR BAYRAM
Ramazan KARACA

Ramazan KARACA

GÜNLERİN GETİRDİĞİ
  • Instagram

SESSİZ, ISSIZ, MAHZUN VE BURUK BİR BAYRAM

26 Mayıs 2020 - 16:31 - Güncelleme: 26 Mayıs 2020 - 16:51

Bayram öncesi anneme şöyle bir soru sormuştum: “Anne sen, daha önce böyle bir bayram gördün mü?” diye. Bu soruyu sormama neden de onun bana sorduğu soruya karşılık oldu. Bu bayramda sokağa çıkma yasağı olacağını, kimsenin dışarıya çıkamayacağını söylediğimde:” Nasıl yani şimdi bayramlaşmaya gelemeyecekler mi insanlar bana” diye sormuştu. Ben de işte o yazımın başındaki soruyu kendisine yöneltmiştim.

Cevabı tabii ki ‘hayır’ oldu. Annem 90 yaşında ve böyle bir bayram görmemişti. Bizler de zaten görmedik ve hakikaten başlıktaki kelimelerin ifade ettiği şekilde gerçekleşen bir bayram yaşıyoruz.

Elbette ki ‘yüzde yüz haklı bir nedenden’ dolayı böyle bir kısıtlamanın, gereğini yerine getiriyoruz ama yine de zor bir bayram oluyor.

Şu cümleyi de ekleyerek pekiştirmek istiyorum; ‘yüzde yüz haklı bir nedenden’ şeklindeki belirlememi… Bir hastane odasının tavanına bakarak günlerimizi geçirmektense, en azından görüntülü- görüntüsüz görüşmelerle bir bayram geçirmeyi yeğleriz. Kim ister ki o durumda günler geçirmeyi...

Şimdi gelelim neden sessiz, ıssız, mahzun ve buruk bir bayram olduğuna…

Öncelikle çocukluğumuzdan beri her yıl sabahları bayram namazına gitmeye alıştığımız için bu bize biraz zor geldi ve içimiz buruktu. Hele ki o bayram sabahları getirilen tekbirler ve hele hele de Paşa Camii’nde oldunuz mu? Bundan mahrum kalmak içimizi burktu. İşte ondan buruktuk…

Sesiz değil miydi size göre de? Düşünün böylesi bayram sabahlarını ve sonrasını. Hem sokaklar hem de evlerin içleri nasıl cıvıl cıvıl olurdu. İşte biz o canlılığı da aradık bu bayram…

Bir de görsellerdeki cadde ve sokaklara bakar mısınız? Sanki Ihlara Vadisi gibi ıssız bir görüntü kaplamış her yeri. Özellikle akşamları, ürkütücü bir ıssızlık. Oysaki bayramlarda böyle mi olurdu? diye sormadan edemiyor insan.

Evlerinde çocuklarını bekleyen anneler, babalar; torunlarını ve evlatlarını bekleyen dedeler, anneanne ve babaanneler boyunları bükük ve mahzun bir bayram geçirdiler. Aynı şekilde, zaten günlerdir hem vakit namazlarında hem de Cuma namazlarında zaten böyle bir kisveye bürünmüş camilerimiz de mahzundu…

21.yüzyılın bu çok önemli salgınının hem olumlu hem de olumsuz yönleri vardı kuşkusuz. Tıbbın ve tedavi imkanlarının çok gelişmesi ile evlerine kapanan insanların birbirleriyle iletişimlerini sağlayacak çok önemli dijital ortamın olması olumlu yönü olurken; başta dünya nüfusunun çok artması ve kıtalararası salgının sıçramasının eskiye göre çok fazla olması da kontrolün sağlanması yönünden son derece olumsuzluklar getiriyordu. Diğer salgınlar belki de belli ülke ve kıtaları ilgilendirirken, bu salgın bütün dünyaya yayılmıştı.

Bu tespitlerin ardından şunu da belirtmek isterim ki, böylesine salgınlar tarihte çok daha vahim ve insanlık için çok daha sıkıntılı olarak geçmiş. Aşağıda 10’uncu sıradan başlayarak dünyayı sarsan on büyük salgınla ilgili bilgilere de yer vererek yazımı sonlandırmak istiyorum. Allah bizleri böylesine büyük salgınlardan korusun inşallah…

***********           ***************         ***************

DÜNYANIN YAŞADIĞI 10 BÜYÜK SALGIN

10- Beşinci Kolera Pandemisi (1879 - 1881)

Kolera hastalığı insanlık tarihinde çok defa ortaya çıkmış, milyonları etkilemiş bir hastalık. Beşinci Kolera Pandemisi denilen salgında 981.899 kişi hayatını kaybetti. Hindistan ve Almanya'yı etkisi altına almıştır.

9- Hong Kong gribi (1968-1969)

     Grip deyip geçmeyin, normal hali bile her gün binlerce insanın hayatına mal olabiliyor. Hong Kong gribi ise 1 milyon insanın hayatını ellerinden aldı.

8- Rus Gribi (1889-1890)

Yine griple karşı karşıyayız. Bu sefer Rus gribi olarak ortaya çıkan hatalık Hong Kong’daki gibi 1 milyon insanı öldürdü. Bu sayıya sadece 1 yılda ulaştı.

7- Altıncı Kolera Pandemisi (1899-1923)

Kolera hastalığı dediğimiz gibi çok fazla insan hayatını kaybetti. Hindistan’da ortaya çıkmış, daha sonra Ortadoğu, Kuzey Afirka, Doğu Avrupa ve Rusya’ya yayılmıştır. 1 buçuk milyon kişinin hayatına mal olmuştu.

6- Asya gribi (1957-1958)

Asya gribi 2 milyon insanı öldürürken tarihin en büyük salgınlarından birine imza atıyordu.

5- Modern Veba (1894-1903)

Veba günümüzde azalsa da bir zamanlar insanoğlunun korkulu rüyasıydı. Üçüncü defa ortaya ilk olarak Çin’in Yunnan bölgesinde 1850’lerde ortaya çıkmış, 1894’te Hong Kong’a sıçramasının ardından tüm dünyaya yayılmıştır. 10 milyon insan ölmüştür.

4- İspanyol Gribi (1918-1920)

Dünya Savaşı sırasında ortaya çıkan ancak İspanya’dan yayılmayıp ismi İspanyol Gribi kalan astalık 20 milyon insanı hayattan aldı. O dönemki insan nüfusunun %5’ine tekabül ediyordu.

3- HIV/AİDS( 1960 - ...)

Halen varlığını sürdüren ve tedavisi tam olarak bulunmayan HIV/AIDS günümüzde de can almaya devam ediyor. 2019 rakamlarına göre 32 milyon kişi ise AIDS ile ilişkili hastalıklar nedeni ile hayatını kaybetti.

2- Kara Veba (1346 - 1350)

Tam olarak ölü sayısının belirlenemedi veba 14. yüzyılda Avrupa’yı yerle bir etti. 25 ila 50 milyon arası insanın öldüğü var sayılıyor.

1- Jüstinyen veba salgını (541-542)

Justinianus Veba Salgını,  Bizans İmparatorluğu'nda ortaya çıkmış,  özellikle başkenti Konstantinopolis'i, Sasani İmparatorluğu, Akdeniz etrafında bulunan liman şehirlerini etkilemiştir.. Tarihteki en büyük veba salgınlarından biridir. Salgında nüfusun %40'ı hayatını kaybetmiştir.

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar